NES QUICK (ÇALIŞANLARA) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NES QUICK (ÇALIŞANLARA) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2008 Perşembe

BROKOLİ ÇORBASI

Brokoli son derece sağlıklı sebzelerden biri, en önemli faydası da kanser önleyici olması. Brokoliyi haşlayarak veya çiğ olarak salatasını yapabileceğimiz gibi, kişini, suflesini de yapabiliriz. Bugün ise klasik bir çeşit olan çorbasını yapacağız. Ben iki farklı şekilde yapıyorum, bu tarifte sadece sebzelerle yaptım, diğer tarifte ise baklagilleri de kullanıyorum. Bir de denemek istediğim ablamın yaptığı peynirli tarif var, bunları da yakında yazmayı planlıyorum.
Malzemeler:
-Yarım kilo brokoli
-2 orta boy patates
-2-3 diş sarmısak
-1 orta boy soğan
-Et suyu veya et bulyon
-Sıvıyağ, tuz
-2 su bardağı süt veya 1/2 paket krema
Yapılışı:
Sıvıyağda soğanımızı biraz kavurduktan sonra, küçük doğradığımız sarmısakları ilave ediyoruz. Daha sonra rendelediğimiz patateslerimizi ilave edip, biraz daha kavuruyoruz ve küçük parçalara ayırdığımız brokoliyi, 2 bardak suyu ve et bulyonu (veya 2 bardak et suyu) ekleyip, tenceremizin kapağını kapatıyoruz. Brokoliler yumuşayınca 2 su bardak sütü veya krema kullanacaksak, 1,5 su bardağı suyu, çorbamızın kıvamını ayarlayarak ilave ediyoruz, tuzunu da ekleyip, tekrar kaynatıyoruz. Kaynayınca, altını kapatıp, biraz soğuduktan sonra blenderdan veya süzgeçten geçiriyoruz ve krema ilavesini yapıp karıştırıyoruz. Sıcak olarak peynir rendesi ile servis yapabiliriz. Afiyet olsun...

PİRİNÇLİ PIRASA

Pırasa tarifi son derece basit. Klasik bir tarif hepimizin annesinin yaptığı gibi sanırım. Ben de pırasayı yemek olarak düşündüğümde bu şekilde yapıyorum. Pırasa da pek çok farklı lezzete uyum sağlayan bir sebze. Çorbasını, böreğini, dolmasını, omletini yapabiliriz, ayrıca grateni de yapılabilir. Önümüzdeki günlerde böreğinin de tarifini vereceğim. Klasik ve basit tarif ise şöyle;

Malzemeler:

-1 kg pırasa
-2 adet havuç
-1/2 çay bardağı pirinç
-1 adet domates
-Tuz, limon tuzu
-Sıvıyağ

Yapılışı:

Sıvıyağda halka şeklinde doğradığımız havuçları biraz kavurduktan sonra, kabuklarını soyduğumuz domatesi küçük doğranmış şekilde ekliyoruz. Yıkayıp, halka şeklinde doğradığımız pırasalarımızı da ekleyip, 1,5 su bardağı suyumuzu ve 2-3 küçük parça limon tuzumuzu (limon tuzu yerine 1,5 limonun suyunu kullanabiliriz) ekliyoruz ve kısık ateşte pişirmeye bırakıyoruz. Pırasalarımız yumuşamaya başlayınca, pirincimizi ve tuzunu ilave edip, pirinçlerimizde yumuşayana kadar pişiriyoruz. Sıcak veya soğuk olarak servis yapabiliriz. Servis sırasında da limon ilavesi yapabiliriz. Afiyet olsun...

TAHİNLİ KABAK TATLISI

Tahinli kabak tatlısı, bildiğimiz kabaktan pişirme yöntemi ve tadı nedeniyle biraz farklı. Çünkü kabakları önce fırınladım, sonra pişirdim, böylece dış kısmı hafifce sert içi yumuşak oldu. Fırınlama fikrini ablam verdi, başlangıçta biraz endişelendim ama sonuç güzel oldu. Tarçın, ceviz ve tahin, kabakla birleşince ortaya lezzetli bir tatlı çıktı.

Malzemeler:

-1 kg balkabağı
-3/4 su bardağı esmer şeker
-1 tatlı kaşığı tarçın
-Ceviz (istediğiniz miktarda)
-Tahin (Servis sırasında porsiyon başına 1 tatlı kaşığı)

Yapılışı:

Doğranmış olarak aldığımız kabaklarımızı biraz daha küçültüp, yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine yerleştiriyoruz. Üst üste gelmeleri sorun yaratmayacaktır. Üzerlerine tarçınımızı serpip, önceden ısıttığımız 180 derece fırında 30 dakika, kabaklar hafif yumuşayana kadar pişiriyoruz. Sonra biraz soğutup, (beklemek dış kısımlarının sertleşmesini sağlayacaktır) tencereye alıyoruz ve şekerini ekleyip, pişmeye bırakıyoruz. Arada karıştırmak şekerin yanmasını önleyecektir. Kabaklarımız istediğimiz yumuşaklığa gelince altını kapatıyoruz ve geniş bir tabağa alıp soğutuyoruz. Servis yaparken tabağımıza çiçek şekli vererek dilimleri yerleştirip ceviz ve tahinle süslüyoruz. Tahin severlerdenseniz bu farklı tadı beğeneceğinizi düşünüyorum. Afiyet olsun…

KÖRİLİ BULGUR SALATASI

Körili bulgur salatası, dışarda yediğim bir salatayı, çok beğendiğim için evde yapmaya çalışmamla oluştu. Bu tarifle birlikte "Nes Ouick-Çalışanlara" başlıklı bir bölüm oluşturuyorum Menü'mde. Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyorum hem ev hem de iş kadını olmam sebebiyle. Benim durumumda olan hanımlar ve beyler için, evde yemek olmadığında veya yemek yapmak için zamanın kısıtlı olduğu zamanlarda bulduğum pratik çözümleri paylaşmak istiyorum. Bu salata da bu özellikleri taşıyor, ayrıca sağlıklı ve düşük kalorili, yani denenmesi gerekenlerden...
Malzemeler:
-1 su bardağı bulgur(pilavlık)
-1 adet havuç
-3-4 dal frenk soğanı(market ve manavlarda bulabilirsiniz)
-2 yemek kaşığı sarı kuru üzüm
-2 yemek kaşığı balzamik sirke
-2 yemek kaşığı soya sosu
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-1 limonun suyu
-1 çay kaşığı köri
-Akdeniz yeşillikleri
-1 adet salatalık
Yapılışı:
Bulgurumuzu bir tencereye alıp, köriyi ekleyip iyice karıştırıyoruz. Ocağımızı yakıp, tencereye 2 bardak kaynamış su ilave ediyoruz ve bulguru haşlıyoruz. Haşlanan bulgurumuzu çabuk soğuması için bir salata kasesine alıyoruz. Bu arada frenk soğanını küçük küçük doğruyoruz ve havucu rendeliyoruz. Bulgur ılınınca soğanı, havucu ve üzümünü ekleyip karıştırıyoruz. Sonra limon, zeytinyağ, balzamik sirke ve soya sosunu ekliyoruz ve karıştırıyoruz, salatamız hazır. Akdeniz yeşillikleri ve salatalık ile süsleyip, servis yapabiliriz. Afiyet olsun...
Not: Salatalığı o şekilde pazardan aldığım bir soyucu ile yaptım, emin olamadığım için yapım aşamasını çekmedim. Bir dahaki sefere çekeceğim.

MİNİK MISIR EKMEKLERİ

Bu minik mısır ekmeklerini geçen hafta yazlığa giderken yapmıştım. Yaptıktan sonra tereddütlerim vardı ama, yazlıkla beğenilerek yendiği ve yapımı çok kolay olduğu için sizlerle paylaşmaya karar verdim. Ben pişirmek için muffin kalıbını kullandım ama küçük bir fırın kabında pişirip, dilimleyerek servis yapabiliriz. Balık yanına yakışacak ve kahvaltılarda zevkle yenecek bir ekmek oldu ama bir dahaki sefere tamamen mısır unu yerine çok az normal un da eklemeyi düşünüyorum, siz isterseniz bu şekilde deneyebilirsiniz. Tarif şöyle:
Malzemeler: (10 küçük ekmek için)
-2 su bardağı mısır unu
-3 yemek kaşığı sıvıyağ
-1 su bardağı su
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-1 çay kaşığı pulbiber, az tuz
-1/3 demet dereotu
-100 gr beyaz peynir
Yapılışı:
Karıştırma kabımızda mısır ununu, suyu karıştırıyoruz, sıvıyağ, doğranmış dereotu, pulbiber ve tuzumuzu ekleyip, tekrar karıştırıyoruz (karıştırma işlemini mikser kullanmadan yapabiliriz) ve çok hafif yağ sürdüğümüz muffin kalıplarına 1 yemek kaşığı koyuyoruz ve hafif ezimiş beyaz peynirimizi, karışımınların üzerine paylaştırıyoruz. Üstüne tekrar ekmek karışımımızdan koyarak peynirlerin üzerini kapatıyoruz ve önceden ısıtılmış 160 derece fırında 30 dakika, üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

MEYVELİ, KEK KURABİYE

Son derece pratik bir kurabiye, tabii kek de diyebiliriz... Arkadaşlarımızın getirdiği keki nasıl tüketebiliriz diye düşünürken bunlar çıktı ortaya. Fırınlanmış çileğin tadını bu kadar seveceğimi düşünmezdim, denemenizi tavsiye ederim. Ben meyveli pastane keki ile yaptım, siz isterseniz hazır pasta tabanlarıyla veya biteremediğiniz kekleri farklı sunumla tüketmek amacıyla ev yapımı kekle yapabilirsiniz. Vereceğim ölçüler hazır pasta tabanlarının yarısı için yeterlidir, ölçüyü buna göre ayarlayabilirsiniz. Tarifimiz:
Malzemeler:
-1/2 pasta tabanı(kakaolu, sade olabilir) veya başka bir kek
-1 adet yumurta
-1 çay bardağı hindistan cevizi
-1 çay bardağı şeker
-1/2 çay bardağı sıvıyağ
-7-8 adet çilek, 1 adet muz
-1/2 çay bardağı fındık(ceviz veya badem de olabilir)
Yapılışı:
Yumurtamızı mikserde şekerle birlikte çırpıyoruz. Karışım homojenleşince, sıvıyağ ve hindistan cevizini ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz. Kekimizin üzerine dilimlediğimiz meyveleri yerleştiriyoruz ve üzerine karışımımızı döküp en üste fındıkları koyup, önceden ısıttığımız 170 derce fırında 20 dakika pişiriyoruz. Ben dikdörtgen olan keki kurabiye kalıpları ile kestim, hazır kekin bir katını kesmeden kullanabilir veya porsiyonluk servisler için kalıplarla kesebiliriz. Tarif bu kadar kolay ve kısa sürede hazırlanabiliyor. Afiyet olsun...

ELMALI TART

Minik elmalı tartlar, tam anlamıyla NES QUICK tarifi. Hazırlama ve pişirme süresi kısa ve tarif kolay. Evde hafif lekelendiği için yenilmeyen elmaları değerlendirmek amacıyla, ablama ait olan tarifi biraz değiştirerek uyguladım, çok lezzetli, servisi kolay minik tartlar oluştu. Ben muffin kalıbında yaptım ve vereceğim ölçülerle 12 adet çıktı ama aynı ölçüyle 20cm'lik tek kalıp kullanabiliriz. Tarifin en güzel tarafı elmaların önceden pişirilmelerinin gerekmemesi. Evde elma varsa- diğer malzemeler zaten vardır diye düşünüyorum- canınız tatlı istediğinde veya ani bir ziyaret olduğunda uygulayabilirsiniz. Kolay tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-4 orta boy veya 6 küçük elma
-1 tatlı kaşığı tarçın
-2 yemek kaşığı esmer şeker
-1 yumurta
-100 gr tereyağ
-1 büyük su bardağı un(yaklaşık 1+1/5 su bardağı)
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-1 çay kaşığı vanilya
-1/3 su bardağı pudra şekeri

Yapılışı:

Kabuklarını soyduğumuz elmaları dilimleyerek, hafifçe yağladığımız muffin kalıbımızın tabanına yerleştiriyoruz ve üzerlerine esmer şeker ve tarçını serpiştiriyoruz. Soğuk olan tereyağımız ile birlikte diğer malzemeleri karıştırıp, fazla yoğurmadan bir hamur hazırlıyoruz ve elmaların üzerlerini kapatacak şekilde yerleştirip, önceden ısıttığımız 180 derece fırında 20 dakika, üzeri pembeleşene kadar pişiriyoruz. Soğuduktan sonra kalıbımızı ters çevirerek elmalar alta veya üste gelecek şekilde servis yapabiliriz. Üzerine pudra şekeri ve yanına dondurma veya krem şanti seçenekleriyle servis yapabiliriz. Afiyet olsun...

RUŞEYMLİ VE BOL TAHILLI EKMEK

Ruşeymi bilen kaç kişi var diye düşündüm ve yakın zamanda ne olduğunu öğrendiğim bu ürünle yaptığım ekmeğimi sizlerle paylaşmak istedim... Ruşeymi, Mis Kokulu Ekmekler sayesinde öğrendim ve çok zaman olduğu gibi internetin mucizevi tarafını düşündüm. Tesadüfen bağlandığım bu güzel blog olmasa, ruşeymi ne zaman öğrenirdim kimbilir... Ruşeym aslında buğday özü, beyaz ekmek için un öğütülürken, buğdayın atılan, besin değeri en yüksek kısmı. Ruseymle ilgili daha detaylı bilgi için linki tıklayabilirsiniz ama ben de besin değerine ve faydalarına ilişkin aşağıdaki bilgileri ekliyorum.

"Buğdayın ruşeymi" dünyada "wheat germ" denilen, ülkemizde ise buğday taneciğinin en tepesindeki "cücük" olarak bilinen doğal E vitaminidir. Buğdayın kalbi ve hayat kaynağıdır. Vitamin E,folik asit, fosfor, thiamin, çinko, demir ve magnezyum gibi birçok besin kaynağı içerir. 1000 kg buğdaydan ancak 1 kg RU-SHEIM elde edilebilir "

Ru-Sheim'in içerdiği doğal vitamin ve minerallerin yararları :

-Vücudun bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynar.
-Aterosklorozun oluşumunu engelleyici etki gösterir ve koroner kalp hastalığı riskini azaltır. Pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olur.
-Sinir sistemi hastalıklarında olumlu etkiler gösterir. Gözde katarakt oluşumunu geciktirir.
-Cildi güzelleştirir, kırışıklıkları önler.
-Üreme sisteminde etkilidir. Kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanılır.
-Kansızlığı önler, halsizliği giderir.

Ruşeymi nerden bulubileceğimize gelince, ben Ecolife aracılığı ile temin ettim. Ecolife kendi ürünlerinin yanı sıra paketlenmiş ruşeymi de satıyor, fiyatı da uygun. Tüm ekmeklerimize, yemeklerimize koyabileceğimiz gibi lif değerini arttırmak için salatalarımıza da ekleyebiliriz. Bu kadar bilgiden sonra gelelim tarifimize;

Malzemeler:

-500 gr 7 tahıllı ekmeklik un (Söke un kullandım)
-Yarım paket instant maya (paketten çıktı)
-350 ml su
-2 yemek kaşığı süt tozu
-1 çorba kaşığı sıvıyağ
-1 tatlı kaşığı şeker
-1 çay kaşığı tuz
-2 yemek kaşığı ruşeym
- 1 yemek kaşığı pekmez
-Üzeri için haşhaş tohumu

Yapılışı:

Unu karıştırma kabımıza alıp, maya, süt tozu, tuz ve şekerle karıştırıp, ortasını havuz gibi açıyoruz. Sıvıyağı ekleyip, suyu azar azar ekleyerek ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz ve üzerini kapatarak, sıcak bir yerde 1 saat kadar mayalanmaya bırakıyoruz. Hamurumuz 2 katına çıkınca ruşeymi ekleyip tekrar yoğuruyoruz ve pişirme kabına aktarıyoruz. (ben dikdörtgen kalıbı, az miktarda yağ sürerek kullandım) Bu şekilde de 30 dakika kadar bekletip, üzerine fırçayla pekmezi sürüp, haşhaş tohumu serpiştiriyoruz ve önceden ısıttığımız 200 derece fırında 30 dakika pişiriyoruz. (Ekmeğimizim üzeri iyice sertleşmiş olmalı) Fırında ılıması beklediğimiz ekmeği üzerini kapatarak dinlendirebilir veya sıcak sıcak yiyebiliriz. Afiyet olsun...

PASTIRMALI MAKARNA

Yemek günlüklerini takip ederken, beğendiğim sayfalar uzun süre güncellenmediğinde sıkılırdım, bugünlerde ben de sayfayı güncellemekte sıkıntı çekiyorum işte ve evde yoğunum, yeni şeyler deneyip, fotoğraflarını çektim ama günlüğe ekleyip tarifleri yazmaya fırsat bulamadım. Bu sorunu en kısa zamanda çözeceğim, bu hafta sonu yeni tarifleri yazıp, daha sık güncelleme yapacağım:)
Pastırmalı makarna özellikle tarifini vereceğim bir yemek değil, sadece pastırmayı seven aşçı yamağına yaptığım ufak bir sürpriz. (daha doğrusu evde yemek yok ne yapalım derken, haftasonu kahvaltısından kalan pastırmaları makarnaya ekleyerek uydurulmuş bir yemek:) Ispanaklı, domatesli ve sade makarnayı haşladıktan sonra 50ml kadar krema ekledim, ocağı kapadıktan sonra Feriköy'deki organik ürünler pazarından aldığım taze kekiklerden 3-4 dalın yapraklarını ekledim ve son olarak pastırmaları doğrayarak ayrı bir tavada hafifçe pişirdim ve makarnaya ekledim. Hepsi bu...Kolay bir akşam yemeği oldu ve severek yedik. Akşam evde yemek yok krizine çözüm olabileceğini düşündüğüm için de sizlerle paşlaşmak istedim. Afiyet olsun...

REZENELİ ŞEKER FASÜLYE

Rezeneli fasülye fikrini, Feriköy'deki organik ürünler pazarındaki tezgahlardan birinin sahibi verdi. Rezene, çayını içmenin dışında çok tanımadığım bir bitki. Aşçı yamağı ile pazarı dolaşırken tüm tezgahlardaki tanımadığımız otları sorduk, rezene de bunlardan biriydi. Tezgahın sahibi olan teyze, sindirim sistemini rahatlaştırıcı etkisi nedeniyle kuru fasülyeye koyabileceğimi ve tek başına da yemeğini yapabileceğimi söyledi. Ben de bu nedenle bütün kış kuru fasülye pişirmeyip, yaz başında yapma hevesine kapıldım ve eve gelince lezzeti övüldüğü için aldığım şeker fasülyeleri çıkarıp birlikte pişirdim. Tarif şöyle;
Malzemeler:
-1 su bardağı fasülye
-1 orta boy soğan
-1 adet yeşil biber
-3 adet domates
-2 dal rezene (doğradığımda 1 yemek kaşığı kadar oldu)
-2 yemek kaşığı sıvıyağ
Yapılışı:
Küçük boyda doğradığımız soğanı sıvıyağda biraz kavurduktan sonra, doğranmış yeşil biberi ekliyoruz. Daha sonra kabuklarını soyduğumuz domatesleri doğrayıp ekliyoruz. Ben yazdan kalma domateslerimi kullandım ve salçaya gerek kalmadı, siz gerekiyorsa 1 tatlı kaşığı biber veya domates salçası ekleyebilirsiniz. 1 gece suda beklettiğimiz fasülyeleri de ekliyoruz, baharat ve tuz ayarını yapıyoruz. En son rezene ve 3 su bardağı suyunu ekleyip, düdüklüde 25 dakika pişiriyoruz. Eğer düdüklümüz yoksa fasülyeleri önceden haşlayıp, sonra aynı işlemleri uygulayabiliriz. Afiyet olsun...

PEYNİR VE ZEYTİNLİ MUFFİN

Bu tarifi yazarken eskilere 3 yıl kadar öncesine gittim, çünkü fotoğraftaki peçeteleri balayında almıştım. Mutfağın benim için ne kadar önemli olduğu buradan da anlaşılabilir, kaç kişi balayında gördüğü renkli peçeteleri alır bilemiyorum, sanırım benim gibi mutfak sevdalıları...Tabi bu peçetelerin 3 yıl kadar zamanda ancak bitmesi de ilginç olabilir, çünkü küçüklükten kalma peçete koleksiyonuma artık tek tek peçetelerle değil, tüm paketlerle devam ediyorum:)
Peynirli zeytinli muffinler çay davetlerinde masamızı tuzlular açısından tamamlayacak veya kahvaltılarımızı renklendirecek bir lezzet. Ben daha çok kahvaltı için yapıyorum, koşturmacayla geçen iş günlerinden sonra, haftasonu kahvaltısını lezzetlendirmek için. Tabi aynı tarifi başka malzemelerle yapmak mümkün, salam, sosis, kaşar, yeşil zeytin, sucuk hatta pastırmayla bile olur. Ya da diğer tariflerin arasından yer alan ıspanakla deneyebilirsiniz. Tarif şöyle;
Malzemeler:(12 adet muffin için)

-2 yumurta
-1 su bardağı süt
-1/2 su bardağı sıvıyağ
-1/2 su bardağı çekirdekleri çıkarılmış, doğranmış siyah zeytin
-2/3 su bardağı beyaz peynir
-2 su bardağı un
-1 paket kabartma tozu

Yapılışı:

Öncelikle yumurtalarımızı çırpıyoruz. Sonra süt ve sıvıyağı ekliyoruz. Kabartma tozu, un karışımımızı da ekleyerek kek hamurumuzu hazırlıyoruz. Peynir ve zeytin tuzlu olduğu için ayrıca tuz koymamıza gerek yok. Son olarak peynirleri ve zeytinleri ekleyip, spatula ile karıştırıyoruz. (Bu aşamada mikserle karıştırmak, beyaz peynirlerin çok ezilmesine yol açıyor) Kağıt kalıplarımızı muffin kalıbımızın içine yerleştiriyoruz ve kek hamurumuzdan kalıbın yarısına gelecek kadar koyuyoruz ve 160 dercede önceden ısıtılmış fırında yarım saat kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

BOL TAHILLI KURABİYE

Bol tahıllı unla yapıp, üzerine keten tohumu ve susam serpiştirdiğim sağlıklı kurabiyeler, kırmızı kurdele ile süslemeyi de ihmal etmedim...
Bu kurabiyeleri yaparken çok zevk aldım, az çok da sağlıklı olduklarını düşünüyorum, çünkü kepek, yulaf, mısır içeren tahıllı un kullanarak yaptım. Kalp şeklinde kalıplarla şekil vererek süsledim. Kısa sürede yapılabildiği, bereketli olduğu için de kurabiyeye yapmayı seviyorum ve elimden geldiğince yapıyorum, aşçı yamağına rağmen:) Tarif şöyle;
Malzemeler:
-1 yumurta sarısı
-1 su bardağı pudra şekeri
-125 gr tereyağ
-1 paket vanilya
-1/2 çay kaşığı kabartma tozu
-2 su bardağı tahıllı un
-1 tatlı kaşığı susam
-1 tatlı kaşığı keten tohumu
Yapılışı:
Tereyağ ve pudra şekerini çırpıyoruz ve yumurta sarısı, vanilya ile karıştırıp, unu, kabartma tozunu ekleyerek yoğuruyoruz. Hamurumuzu streç filme sarıp buzdolabında 30-40 dakika bekletiyoruz. Hamurumuzu 1 cm kalınlığında açıp, kalıplarla şekil veriyoruz. Üzerlerine susam ve keten tohumu karışımı serpiştirip, önceden ısıttığımız 160 derece fırında 20 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

ZEYTİNYAĞLI PATLICAN

Bol bol tatlı şeyleri sıraladıktan sonra sebze yemeği yazmalıyım diye düşündüm. Yaz aylarında olmak bu bakımdan şans, aslında düşününce kış sebzeleri de az değil. Ama taze fasülye, patlıcan, kabak, börülce, bakla, bezelye, semizotu varlıklarıyla seçeneklerimizi arttırıyorlar. Gerçi artık herşeyi hem yaz aylarında, hem de kış aylarında bulur olduk, derin dondurucular, konserveler ve sera üretimi sayesinde ama hiçbiri en taze halini tutamaz sanırım. Patlıcan senelerce yemediğim bir şeydi, şimdi ise vazgeçilmezlerimden biri, hele bu şekilde yapınca çok seviyorum, hem yemek, hem de meze olarak tüketiyoruz, hatta kahvaltı masamızda zeytinyağlı kontenjanından yerini alıyor. Tarif basit, bol yaz domatesi ve yeşil biber ile pişen zeytinyağlı patlıcan, yanına beyaz peynir, bir dilim de kızarmış ekmek...

Malzemeler:

-3-4 adet orta boy patlıcan
-5-6 diş sarmısak
-3-4 adet orta boy sulu yaz domatesi
-5-6 çarliston biber
-1 adet acı yeşil biber(isteğe bağlı)
-3 yemek kaşığı zeytinyağ
-Tuz

Yapılışı:

Patlıcalarımızı soyup, irice küpler halinde doğradıktan sonra, yarım saat kadar tuzlu suda bekletiyoruz. Sarmısaklarımızı doğrayıp, sıvıyağda çok az pişirip, irice doğradığımız biberleri ekliyoruz ve kızarmış biber kokusu mutfağımızı sarana kadar bekliyoruz. Bu aşamayı geçince kabuklarını soyup, doğradığımız domatesleri ekleyip, kıvamlı bir sos oluncaya kadar pişiriyoruz ve tuzlu suda bekletip, tekrar yıkadığımız patlıcanları ilave edip, 1 küçük çay bardağı su ekleyip, tuzunu ayarlıyoruz ve patlıcanlar yumuşayana kadar pişiriyoruz. Soğuk ve sıcak olarak tüketebiliriz, ayrıca domates soslu patlıcan kızartmasına alternatif olabileceğini söyleyebilirim. Afiyet olsun...

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA

Bir barbunya tarifi de benden... Barbunyayı evde seviyoruz yazın tazesini, kışın ise dondurucuya koyduklarımı kullanarak çok sık olmasa da pişiriyorum. Aşçı yamağı da her öğünde tüketilebilecek bir zeytinyağlı olması nedeniyle, hem yemek, hem meze kılığına girebilmesi marifetleriyle gayet memnuniyle karşılıyor barbunyayı, gerçi yanında pilav ve türevleri varsa daha bir mutlu oluyor. Ben ise meze halini daha çok seviyorum, yanında beyaz peynirle tüketmenin de gayet güzel olduğunu söylemeliyim.
Sanırım blog takipçilerinin çoğunun bir barbunya tarifi vardır, benimki de çoğununkine benzer eminim, ama ben yine de tarifimi paylaşmak istiyorum, çünkü blogu takip eden arkadaşlarımdan biri "ne güzel benim de yapabileceğim kolaylıkta tarifler veriyorsun" demişti, ben de bu sözden etkilendim, kolay ve klasik de olsa yaptığım şeylerin tariflerini mümkün olduğunca paylaşmaya çalışıyorum. Diğer tariflerden farklı olarak ben barbunyayı pişirirken hem sarmısak, hem de soğan kullanıyorum. Fazla uzattım sanki:), tarif şöyle;
Malzemeler:
-Yarım kilo taze barbunya(ayıklanmış halde)
-2 orta boy soğan
-5-6 diş sarmısak
-3 adet yeşil biber
-4 orta boy yaz domatesi
-2 adet patates
-2 adet havuç
-Tuz, baharat
-2 adet kesme şeker
-4 yemek kaşığı zeytinyağ
-7-8 dal maydonoz
Yapılışı:
Her zaman olduğu gibi, öncelikle küçük şekilde doğradığımız soğan ve sarmısakları 2 yemek kaşığı sıvıyağda hafifçe kavuruyoruz ve sırasıyla yeşil biberleri, küp küp doğradığımız havuç ve patatesleri ekliyoruz. Sonra kabuklarını soyup, doğradığımız domatesleri ekliyoruz ve sos kıvamı alana kadar pişiriyoruz. Bu aşamada barbunyaları ekliyoruz ve 3-4 dakika daha pişiriyoruz. Sonra 3 bardak suyumuzu ilave edip, tuz, karabiber, kırmızıbiber ve kesme şekerlerimizi koyuyoruz ve barbunyalar yumuşayana kadar kısık ateşte pişiriyoruz. (Eğer gerekirse pişme sırasında su ilavesi yapabiliriz) Biraz ılıdıktan sonra kalan 2 yemek kaşığı zeytinyağını ekliyoruz. Servis sırasında doğranmış maydanoz ile süslüyoruz. Afiyet olsun...

KEFİRLİ, ZEYTİNLİ POĞAÇA

Yaz kahvaltıları için hafif yumurtasız bir şeyler yapmayı istiyordum. Malum çalışınca sabah kahvaltısı sağlıksız oluyor. Ben genelde önceden yaptığım poğaça, sandviç, börek veya aldığım simitle çözüyorum kahvaltı sorununu. Bu reçeteyi de sabahları işe götürmek için ekmek gibi bir şeyler yapayım derken oluşturdum. Kefirle yapmak fikri ayran mı süt mü derken çıktı ve çok kolay çalışılan lezzetli bir hamur oldu, başka tariflerde de kullanmayı düşünüyorum ve sizlere de tavsiye ederim. Tarif şöyle;
Malzemeler:
-200 ml kefir
-50 ml sıvıyağ (yarım çaybardağı kadar)
-1 tatlı kaşığı şeker
-1 çay kaşığı tuz
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-1 çay kaşığı karbonat
-2 su bardağı un
-7-8 dal dereotu
-1/2 su bardağı dilimlenmiş siyah zeytin
-150 gr beyaz peynir
-1 yumurta sarısı (isteğe bağlı)
Yapılışı:
Un, şeker, tuz, karbonat ve kabartma tozunu yoğurma kabımızda bir araya getiriyoruz ve kefir ve sıvıyağıda ekleyip, yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Sonra doğranmış dereotunu ve siyah zeytinleri ekleyip tekrar yoğuruyoruz ve hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, ortalarına beyaz peynir koyup, elimizde yuvarlayarak kapatıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp, önceden ısıtılmış 160 derece fırında 30 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Not: Dereotunu yakıştırdığım herşeye elimden geldiğince ekliyorum ve geçenlerde okuduğum bir yazı doğru birşey yaptığımı düşündürdü. Çünkü dereotundaki kalsiyum miktarı, süttekinden fazla imiş, dereotu ayrıca potasyum ve magnezyumda içeriyormuş, seven sevmeyen herkese duyurulur:)

KAHVELİ MİNİK YILDIZLAR ve FINDIKLI KURABİYE ORDUSU

Yaz rehaveti ile blog yavaş ilerliyor maalesef, yeni şeyler yapamıyorum çünkü yenmiyor, ama önümüzdeki günlerde biraz hız kazanacağınız diye umuyorum, çünkü bunun için sebepler var:) Kahveli minik yıldızları geçen hafta, fındıklı kurabiye ordusunu ise daha önce yapmıştım. Sizleri aynı görüntüyle sıkmak istemediğim için iki tarifi birden yazmaya karar verdim. Kahveli minik yıldızları doğaçlama yaptım, fındıklı kurabiye ordusu ise Ayşem'in reçetesi.
KAHVELİ MİNİK YILDIZLAR

Kahveli minik yıldızları, tek kişilik ayak üstü ikramlara uygun olması amacıyla yaptım. Hamuru hazırlamak kolay, tek zorluk küçük kalıplarla çalışmak, çünkü zaman alıyor. ama buna değiyor çünkü çok lezzetliler, tek sorun minik oldukları için çerez gibi yemeye başlıyorsunuz ve kaç tane yediğinizi anlamıyorsunuz.
Tazeliğini 1 hafta koruyabilen, kurabiye kavanozuna atıştırmalık olarak koyabileceğimiz kurabiyeler olduğunu söylemeliyim. Ben küçük kalıp kullandım ama aynı hamurla daha büyük kalıplarla veya yuvarlayarak kurabiye yapıp, çay servisleri için hazırlayabilirsiniz. Türk kahvesi yerine de espresso veya nescafe kullanabilirsiniz. Tarif şöyle;

Malzemeler:
-1 paket çikolatalı, fındıklı puding
-1 yemek kaşığı türk kahvesi
-150 gr tereyağ (oda ısısında)
-10 yemek kaşığı un
-1 çay bardağı dövülmüş fındık

Yapılışı:

Kuru malzemeleri birbiriyle karıştırdıktan sonra, tereyağ ile yumuşak bir hamur hazırlıyoruz ve kolay şekil vermek amacıyla yarım saat kadar buzdolabında bekletiyoruz. Hamurumuzu merdane ile 1 cm kalınlığında açıp, kalıplarla şekil veriyoruz ve önceden ısıtılmış 160 derece fırında 20 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun...

FINDIKLI KURABİYE ORDUSU

Fındıklı miniklerin tarifi Ayşem'den tükkanda tadına baktığımda ben de yapmalıyım demiştim, kurabiye yemeye direnen Aşçı Yamağı'da çok sevince yapmak şart oldu ve bende yaptım. Blog gezilerim sırasında aynı duygularla Selen'in de yaptığını görmüştüm. Kurabiyeler çok lezzetli ve minik kahveli yıldızlarda olan sorun bunlarda da var; ne kadar yediğinizi bilemiyorsunuz. Tarifin orjinali burada, benim uyguladığım ise aşağıda. Bu ölçü ile 70 tane kurabiye yaptım.

Malzemeler:

-125 gr tereyağ (oda sıcaklığı)
-1,5 su bardağı un (elenmiş)
-1 paket vanilya
-2 çorba kaşığı şeker
-1 su bardağı dövülmüş fındık
-1,5 çorba kaşığı tarçın
-1,5 çorba kaşığı pudra şekeri

Yapılışı:

Tarçın ve pudra şekeri dışında bütün malzemeleri yoğuruyoruz ve 30 dakika oda sıcaklığında dinlendiriyoruz. Küçük toplar halinde şekil vererek önceden 170 dereceye ısıttığımız fırında 30 dakika kadar pişiriyoruz. Fırından çıkardığımız kurabiyeler ılınınca tarçın ve pudra şekeri karışımına buluyoruz. Burada dikkat edilecek noktalar Ayşem'in "Peçete Notlar"ında yazıyor, fındıkları daha önceden fırınlayarak daha lezzetli kurabiyeler elde edeceğimizi, fırından çıkardığımız kurabiyeleri tel ızgara üzerine alırsak pişmeye devam etmeyeceklerini ve kurabiyeleri ılımadan tarçın ve pudra şekeri karışımına bularsak, pudra şekerinin eriyip, kurabiyelerin renklerinin değiştiğini belirtmiş (ben maalesef bu hataya düştüm, fotoğraflardanda görebileceğiniz gibi kurabiyelerin rengi biraz koyu oldu ve yüzeyinde toplandı karışım) ben de buraya fındıkları çok küçük çekmemenizi tavsiye edeceğim, biraz irice dövülürse, kurabiyeyi daha lezzetli yapıyor. Afiyet olsun.

ÇAY KEYFİ ve UN KURABİYESİ

Yine arayı açtım maalesef, yeni tariflerim var ama fırsat bulamadım, biraz yoğun günler geçiriyorum, yenilikler, değişiklikler var, yakında paylaşacağım...
Bu sofra, geçen hafta annemlerin balkonunda kuruldu, haftasonunu geçirmek ve dönüşte annemle İstanbul'a gelmek için memleketteydim.Maalesef çok yoğun çalışıyor olması nedeniyle babacımla çok vakit geçiremedim ama annem, abimin eşi ve yeğenlerim ile 5 çayı keyfi yaptık bahçeye bakan balkonumuzda.

Bahçede aile ihtiyacını karşılayacak kadar alana dikilmiş domates, biber, salatalık, patlıcan, soğan, maydanoz, nane ve patates var, ayrıca büyük bir asma, kayısı, erik ve kiraz ağaçları var. Bizde çay keyfimiz için bazı yiyecekleri bahçeden taze taze, dalından kopardığımız sebzelerle hazırladık. Menümüzde;

-Koruk Ekşili Kısır
-Avcı Böreği
-Vişneli Çikolatalı Muffin
-Zeytinyağlı Yaprak Sarması
-Prenses Tatlısı
-Un Kurbiyesi ve fotoğraflarda yeralmayan ama tarifini ve fotoğrafını yakında paylaşacağım
-Mahlepli Poğaça vardı. Bugün un kurabiyesinin tarifini paylaşacağım, diğerlerini ise sırayla vereceğim.

Un kurabiyesinin tarifi Acemi Şef Esra'dan, ben tarifi ,125 gr tereyağını eriterek ölçüp, 1,5 ölçü tereyağına, 1ölçü pudra şekeri ve 2,5 ölçü un esasına uyarak yaptım, hamuru toparlayabilmek için unu biraz arttırmam gerekti, ölçünüze göre sizde 1-2 yemek kaşığı un ilave edebilirsiniz. Öncelikle soğuyan tereyağını şekerle iyice karıştırıp, unu ekleyerek yoğurup, istediğimiz şekli vererek, önceden ısıttığımız 150 derece fırında beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz. Ben elimde yuvarlayarak, üzerlerine çatalla hafifçe bastırdım. Bu kurabiyeler pastanedeki un kurabiyeleri gibi oluyor, son derece lezzetli ve kolay bayatlamıyor. Püf noktası ise tereyağını eritirken, kaynatarak içindeki suyun buharlaşmasını sağlamak . Afiyet olsun...

PRENSES TATLISI VE VİŞNELİ ÇİKOLATALI MUFFİNLER

Çay keyfimizden tarifleri geciktirmeden vermek istiyorum. Prenses tatlısı çoğumuzun bildiği süt ve irmikle yapılan tatlı, ben sadece servisi kolay ve şık olsun diye kalıpla dondurdum ve ortasını mor üzümlerle süsledim. Sanırım tüm meyvelerle yakışır bu tatlı, son derece hafif ve lezzetli. Tabi bu sefer daha lezzetli olmasının sebebi doğal sütle yapılmış olması.

Vişneli çikolatalı muffinlerin tarifini daha önce vermiştim. Bu defa ölçüsünü farklılaştırıp, büyük muffin kalıbında kağıtla pişirdim, şehir dışına götüreceğim için. Küçük yeğenim çok beğendi ve küçücük bedeninde 4 taneye yer bulup, babama "dede bu kağıttakiler çok güzel sen de ye" diye ısrar edince gerçekten lezzetli olduklarını anladım.
Tariflerimiz şöyle;

PRENSES TATLISI

Malzemeler:

-1 litre süt
-9 yemek kaşığı irmik
-9 yemek kaşığı şeker

Yapılışı:

Şeker ve irmiği koyduğumuz bir tencereye sütüde ekleyerek, karıştırarak pişiriyoruz. Kaynayınca kıvam almaya başlıyor, ve 4-5 dakika kaynatıp ocaktan alıyoruz ve suyla iyice ıslattığımız bir kalıba döküp, oda ısısına gelince buzdolabında soğutuyoruz servis yapacağımız zaman kalıbından çıkarıp, kalıbın şekline göre mevsim meyveleri ile süsleyebiliriz. Kaynadığında hemen koyulaşmazsa merak etmeyin, bekleyince katılaşıyor, kıvamı tutmadı diye irmik ilavesi çok katı olmasına sebep olabilir. Ben sade yaptım, hatta vanilya bile koymadım, doğal sütle yaptığım için, siz isterseniz, vanilya, portakal veya limon kabuğu rendesi, hindistan cevizi (kalıbın içine veya tatlının üstünede koyabiliriz) ekleyebilirsiniz pişirirken, hatta doğranmış meyve bile ekleyebiliriz. Ama sadenin hafifliği de vazgeçilmez diye düşünüyorum. Afiyet olsun...

VİŞNELİ ÇİKOLATALI MUFFİN

Muffin tarifi aynen linkde verdiğim gibi, ama ölçüleri farklı olduğu ve geçen sefer bazı arkadaşlar ölçümü beğenmediği için yeniden yazıyorum:) Farklılık olarak yoğurt yerine kefir kullandım ama süt veya yoğurtta kullanabiliriz.

Malzemeler:
-3 yumurta
-1 su bardağı yoğurt (ben kefir kullandım)
-1 su bardağından az eksik sıvıyağ
-1 su bardağı şeker
-2,5 su bardağı un
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-1 su bardağı damla çikolatalı
-1 su bardağı vişne

Yapılışı:

Yumurta ve şekerimizi, şeker eriyip, karışım kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra yoğurt(veya süt, kefir) ve sıvıyağı ekleyip, çırpmaya devam ediyoruz. Sonra kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unu karışıma azar azar ekliyoruz. Son olarak damla çikolataları ekleyip, bir spatula veya kaşıkla karıştırıyoruz. Yağladığımız veya kağıt koyduğumuz kalıplara karışımımızı paylaştırıyoruz, daha sonra üzerlerine istediğimiz kadar vişne(ben 4'er tane koydum) yerleştirip, haififçe kekin içine batırıyoruz. Keklerimizi önceden ısıtılmış 160 derece fırında 35 dakika kadar pişiriyoruz.(Süre konusunda emin olmak için kürdan testini uygulayabilirsiniz) Afiyet olsun...

KAHVALTI YE- BİBERLİ LOR ve 4 PEYNİRLİ EKMEK

Bu ayki etkinlik günü de geldi... Konumuz çok zevkli, ev sahibimiz ise Lezize-İrem, İrem'e konu için teşekkür ediyor ve kolaylıklar diliyerek, tariflerime geçiyorum.

Geçen hafta sonu, benimle birlikte İstanbul'a gelen annemi de alıp yazlığa gittik. Kahvaltı masamızın fotoğrafını aşağıda görebilirsiniz. Birincigün yediğimiz çiğ böreği çoğumuz biliyor ve eminim etkinlik için hazırlayan da olacaktır, o nedenle ben 2. gün kahvaltımız için hazırlanan biberli lor tarifini ve İstanbul'daki kahvaltımızda hazırladığım 4 peynirli fırınlanmış ekmeklerin tarifini paylaşacağım. En alttaki fotoğrafta ayrıca patatesli omlet ve maydanozlu omlet fotoğrafları da var fikir vermesi için kolaja ekledim. Gelelim tariflerimize;

BİBERLİ LOR

Biberli loru yazlık komşumuz Nigar Abla'dan öğrendik, o zamandan beri yaz kahvaltılarımızı lezzetlendiriyor. Gerçi kışın yapılmasına da bir engel yok ama genellikle yazın yapıyoruz:) Malzemeleri kolay ve çabucak yapılan bir yiyecek ve değişik bir tat, kahvaltı misafirlerinize denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler:

-250 gr tuzlu lor peyniri
-4-5 adet yeşil biber
-2 adet kırmızı biber
-1 tatlı kaşığı pulbiber(acı istersek)
-1 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı:

Bir tavada, orta boy küpler şeklinde doğradığımız yeşil biberleri zeytinyağı ile kavuruyoruz, bu sırada doğradığımız kırmızı biberleri de ekliyoruz ve biberler kavrulunca, önce pul biberi sonra lor peynirini ekliyoruz ve 7-8 dakika ara ara karıştırarak pişiriyoruz. Biz bütün olarak servis yaptık, ama istenirse, kaşıklarla top şekli vererek, porsiyonluk da servis yapabiliriz. Afiyet olsun...

4 PEYNİRLİ EKMEK

Dört peynirli ekmek kahvaltılarımızı lezzetlendiren tatlardan diğeri. Hazırlaması çok zahmetli değil ama, pişirme süresiyle birlikte biraz vakit alıyor. Bu nedenle pratik yaz kahvaltılarından çok uzun kış kahvaltıları için yapıyorum, bazen de 5 çayımıza eşlik etmesi için yapıyorum.

Malzemeler:

- 4 dilim ekmek (ben ekşi mayalı yuvarlak ekmeklerin yarım dilimlerinden kullandım)
-2 yemek kaşığı pesto sos
-1 adet domates
-2 adet yeşilbiber
-1 çay kaşığı kimyon
-4 dilim beyaz peynir(Ezine kullandım)
-4 dilim cheddar
-4 dilim kaşar
-4 dilim mozerella

Yapılışı:

Ekmek dilimlerimizin üzerine pesto sosumuzu sürüyoruz ve beyaz peynirleri koyuyoruz, üzerine dilimlediğimiz domates ve biberleri yerleştirip, mozerella peynirlerini koyuyoruz, sonra kaşar ve en üste cheddar peynirlerini koyup, üzerine çok az kimyon serpiştirip, önceden ısıtılmış 150 derece fırında 15-20 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Bu fotoğrafta, yazlık bahçesindeki kahvaltı masamız, bahçedeki oya ağacının çiçekleri, maydanozlu omlet, patatesli omlet, peynirli ve kıymalı çiğ börekler, biberli lor, 4 peynirli ekmek sahnedeler...

KISA TATİL İZLENİMLERİ VE ÇİLEK LİKÖRÜ



Tatildeyim, siz bu satırları okuyorsanız, Bozcaada'ya ulaşmış ve daha önceden hazırladığım ve uzun süredir bekleyen çilek likörü tarifimi ve geçen haftasonu gittiğim kısa tatilimin izlenimlerini yayınlayabilmişim demektir. Ne güzel bir şey tatildeyim demek, tatildeydim de fena sayılmaz aslında:) Ben şu an ikisini birden söyleyebiliyorum, aslında uzun zamanlar değil, geçen haftasonu, İstanbul'dan Muğla'ya ablamın yanına giden annemle, ablamla, eşiyle ve dünya tatlısı yeğenimle vakit geçirebilmek için ben de Muğla'ya gittim. Şimdiki tatil ise 1 haftalık, ama ben 1-2 tarif hazırladım, blogu takip edenleri 1 hafta boyunca aynı görüntülerle bırakmamak için:)
Muğla tatilim kısaydı, ama dolu dolu geçti, tüm ilçelerinin tatil beldesi olması ve 1-2 saat mesafeyle farklı yerlere gitme imkanı, bu şehrin en büyük avantajı bence. Bizde bu fırsatı elimizden geldiğince değerlendirdik. Önce Akyaka'ya gittik, orada denize girip, gezdik, sonra Köyceğiz'e kısacık uğrayıp, oradan Yuvarlak Çay'a, Sandras doğal kaynak suyunun çıktığı Sandras dağının eteklerinde, aşağıda fotoğrafta görülen yere gittik. Sandras, kaynak suyu depremler sonucu ortaya çıkmış, ufak bir şelale olmuş ve suyun dağdan çıktığı yerden, aşağılara kadar tesisler kurulmuş, bu doğal ortamı çok beğendik, burada günün yorgunluğunu atıp, serinleme fırsatı bulduk, alabalıklarımızı yedik. Fotoğrafta görülen salıncaktan suya atlayanlar vardı, ben de epeyce imrendim ama günün yorgunluğu bana engel oldu. Eğer yolunuz Köyceğiz taraflarına düşerse bu güzel yeri görmenizi tavsiye ederim.

2. gün ise sabah kahvaltısı için Çiçekli Dağı'nda evini açarak, köy kahvaltısı sunan bir yere gittik, tereyağda pişmiş yumurtanın lezzeti, sıcağı unutturdu. Ağaçlar altında, yeşillikler arasında keyifle kahvaltı yaptık. Bahçesinde gezerken bu minik domates ağacını, ve yumurtaya benzer meyveleri olan bitkiyi, çift renkli sardunyaları ve nar ağacını görüntüledim. Kahvaltıdan sonra Sedir Adası'na ve Saklı Göl'e gittik, buralara ve Akyaka'ya ilişkin izlenim ve görüntüleri tatil sonrası paylaşacağım.

Ve gelelim tarifimize, biliyorum çoğunuz çilek mevsimi geçti diyeceksiniz, ama evde dondurulmuş çileğiniz varsa veya manavlarda, pazarlarda az da olsa bulabilirseniz denemenizi tavsiye ederim, hiç olmadı gelecek yaz için not edilebilir. Bu likörün kolay tarafı kahve likörü gibi hemen tüketilebilmesi, yani uzun bir bekleme süresi yok, ama bekletmenin de tadını atrrırdığını belirtmeliyim. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-Yarım kilo çilek

-35'lik vokta veya cin (ben cin kullandım)

-1 su bardağı toz şeker

-1 çay kaşığı hindistan cevizi rendesi

Yapılışı:

Çileklerimizi yıkayıp, aromasının çıkması için hafifçe eziyoruz ve üzerine şekeri ilave edip, karıştırarak, recel gibi kaynayana kadar pişiriyoruz. Ocaktan alırken hindistan cevizini ekliyoruz ve karışım ılınınca cini döküp, 1 gece bekletiyoruz ve süzgeçten geçirip, saklayacağımız şişeye aktarıyoruz. Tabi bekleme zamanımız varsa süzme işlemini servis yapacağımız zamana bırakabiliriz. Ben ilk yapışımda alkol oranı fazla gelmişti, eğer sizin de böyle bir sorununuz olursa, likörü tekrar kaynatarak, alkolün bir miktar uçmasını sağlayabilirsiniz. İkram ederken nane yapraklarıyla süsledim, bir dahaki denemeye içine biraz nane koymayı düşünüyorum, belki siz de bu şekilde denersiniz. Afiyet olsun...